فصل في الاقترانيات من الشرطيات
وحالُها في انْعِقادِ الأشْكالِ الأرْبَعَةِ والضُّرُوبِ المُنْتِجَةِ والشَّرائِطِ المُعْتَبَرَةِ كحالِ الاقْتِرانِيّاتِ مِنَ الحَمْلِيّاتِ سَواءً بسَواءٍ. مِثالُ الشَّكْلِ الأوَّلِ في المُتَّصِلَةِ: «كُلَّما كانَ زَيْدٌ إنْسانًا كانَ حَيَوانًا، وكُلَّما كانَ حَيَوانًا كانَ جِسْمًا» يُنْتِجُ: «كُلَّما كانَ زَيْدٌ إنْسانًا كانَ جِسْمًا». مِثالُ الشَّكْلِ الثّانِي: «كُلَّما كانَ زَيْدٌ إنْسانًا كانَ حَيَوانًا، ولَيْسَ البَتَّةَ إذا كانَ حَجَرًا كانَ حَيَوانًا» يُنْتِجُ: «لَيْسَ البَتَّةَ إنْ كانَ زَيْدٌ إنْسانًا كانَ حَجَرًا». مِثالُ الثّالِثِ مِنْها: «كُلَّما كانَ زَيْدٌ إنْسانًا كانَ حَيَوانًا، وكُلَّما كانَ زَيْدٌ إنْسانًا كانَ كاتِبًا» يُنْتِجُ: «قد يَكُونُ إذا كانَ زَيْدٌ حَيَوانًا كانَ كاتِبًا». وأمّا الاقْتِرانِيُّ الشَّرْطِيُّ المُؤَلَّفُ مِنَ المُنْفَصِلاتِ فمِثالُهُ مِنَ الشَّكْلِ الأوَّلِ: «إمّا كُلُّ ا ب أو كُلُّ ج د، ودائِمًا كُلُّ د ه أو كُلُّ د ز» يُنْتِجُ: «دائِمًا إمّا كُلُّ ا ب أو كُلُّ ج ه أو كُلُّ د ز». وأمّا الاقْتِرانِيُّ الشَّرْطِيُّ المُرَكَّبُ مِن حَمْلِيَّةٍ ومُتَّصِلَةٍ فكقَوْلِنا: «كُلَّما كانَ ب ج فكُلُّ ج [د]، وكُلُّ [د] ا» يُنْتِجُ: «كُلَّما كانَ ب ج فكُلُّ ج ا». وعلى هذا القِياسِ باقِي التَّرْكِيباتِ.
Bunların dört teşekkülünde, darblarda ve itibar edilen şartlarda durumu, oluşan kıyasların durumunun tıpatıp aynısıdır. Muttasıllarda birinci şeklin örneği: “Ne zaman Zayd insan olursa hayvandır; ne zaman hayvan olursa cisimdir”; bu, “Ne zaman Zayd insan olursa cisimdir” verir. İkinci şeklin örneği: “Ne zaman Zayd insan olursa hayvandır; asla değildir ki taş olduğunda hayvan olsun”; bu, “Asla değildir ki Zayd insan olduğunda taş olsun” sonucunu verir. Bunlardan üçüncüsünün örneği: “Ne zaman Zayd insan olursa hayvandır; ne zaman Zayd insan olursa kâtiptir”; bu, “Bazen Zayd hayvan olduğunda kâtip olur” sonucunu verir. Munfasıllardan oluşan iktirânî gelince, birinci şekilden örneği şudur: “Ya her A B'dir ya da her C D'dir; daima her D H'dir ya da her D Z'dir”; bu, “Daima ya her A B'dir ya her C H'dir ya da her D Z'dir” sonucunu verir. Bir hamlî ile bir iktirânî şartlı kıyasa gelince, şu sözümüz gibidir: “Ne zaman B C ise her C [D]'dir; her [D] de A'dır”; bu, “Ne zaman B C ise her C A'dır” sonucunu verir. Geri kalan terkipler de bu kıyasa göredir.
al-Mirqāt · s. 42