Ana sayfa / Indian path · level 2 / Ders 15 / 25

Kilitli

Aks-i müstevî ve aks-i nakîz

3. Seviye'ye dön

Preview

A look at lesson 15 of level 2. Level 2 opens after level 1; until then you can read this lesson, but its test and the way on stay closed.

Indian path · level 2 · al-Mirqāt · Ders 15 / 25

Aks-i müstevî ve aks-i nakîz

Önermeler

القَضَايَا

Arabic text after the print of Deoband after 1336/1917 · translation by The Mantiqi, draft

About this text

al-Mirqāt المِرْقاة

Faḍl-i Imām Khayrābādī (d. 1243 or 1244/1828–29)

Text
Arabic: al-Mirqāt, with al-Shīrkūtī's gloss al-Mirʾāt (gloss not reproduced), checked against the Delhi print of 1286/1869 (Sayyid al-Maṭābiʿ); vowel marks added by The Mantiqi (draft), Kutub Khāna Iʿzāziyya, Deoband after 1336/1917 View the scan
Translation
The Mantiqi's own; a draft.
Review
Draft, awaiting review by Ustadh Muhammad Yusuf.

Metin Faḍl-i Imām Khayrābādī

فصل

العَكْسُ المُسْتَوِي، ويُقالُ لَهُ العَكْسُ المُسْتَقِيمُ أيْضًا، وهو عِبارَةٌ عن جَعْلِ الجُزْءِ الأوَّلِ مِنَ القَضِيَّةِ ثانِيًا والجُزْءِ الثّانِي أوَّلًا مَعَ بَقاءِ الصِّدْقِ والكَيْفِ. فالسّالِبَةُ الكُلِّيَّةُ تَنْعَكِسُ كنَفْسِها، كقَوْلِكَ: «لا شَيْءَ مِنَ الإنْسانِ بحَجَرٍ» يَنْعَكِسُ إلى قَوْلِكَ: «لا شَيْءَ مِنَ الحَجَرِ بإنْسانٍ»، بدَلِيلِ الخُلْفِ؛ تَقْرِيرُهُ أنّه لو لم يَصْدُقْ «لا شَيْءَ مِنَ الحَجَرِ بإنْسانٍ» عِنْدَ صِدْقِ قَوْلِنا: «لا شَيْءَ مِنَ الإنْسانِ بحَجَرٍ» لَصَدَقَ نَقِيضُهُ، أعْنِي قَوْلَنا: «بَعْضُ الحَجَرِ إنْسانٌ»، فنَضُمُّهُ مَعَ الأصْلِ ونَقُولُ: «بَعْضُ الحَجَرِ إنْسانٌ، ولا شَيْءَ مِنَ الإنْسانِ بحَجَرٍ»، يُنْتِجُ: «بَعْضُ الحَجَرِ لَيْسَ بحَجَرٍ»، فيَلْزَمُ سَلْبُ الشَّيْءِ عن نَفْسِهِ، وذلك مُحالٌ. والسّالِبَةُ الجُزْئِيَّةُ لا تَنْعَكِسُ لُزُومًا؛ لجَوازِ عُمُومِ المَوْضُوعِ في الحَمْلِيَّةِ والمُقَدَّمِ في الشَّرْطِيَّةِ، مَثَلًا يَصْدُقُ «بَعْضُ الحَيَوانِ لَيْسَ بإنْسانٍ» ولَيْسَ يَصْدُقُ «بَعْضُ الإنْسانِ لَيْسَ بحَيَوانٍ». والمُوجَبَةُ الكُلِّيَّةُ تَنْعَكِسُ إلى مُوجَبَةٍ جُزْئِيَّةٍ، فقَوْلُنا: «كُلُّ إنْسانٍ حَيَوانٌ» يَنْعَكِسُ إلى قَوْلِنا: «بَعْضُ الحَيَوانِ إنْسانٌ»، ولا يَنْعَكِسُ إلى مُوجَبَةٍ كُلِّيَّةٍ؛ لأنّه يَجُوزُ أنْ يَكُونَ المَحْمُولُ والتّالِي عامًّا كما في مِثالِنا، فلا يَصْدُقُ «كُلُّ حَيَوانٍ إنْسانٌ». وهٰهُنا شَكٌّ، تَقْرِيرُهُ أنّ قَوْلَنا: «كُلُّ شَيْخٍ كانَ شابًّا» مُوجَبَةٌ كُلِّيَّةٌ صادِقَةٌ، مَعَ أنّ عَكْسَهُ «بَعْضُ الشّابِّ كانَ شَيْخًا» لَيْسَ بصادِقٍ. وأُجِيبَ عنه بأنّ عَكْسَهُ لَيْسَ ما ذَكَرْتَ، بل عَكْسُهُ «بَعْضُ مَن كانَ شابًّا شَيْخٌ». وقد يُجابُ بوَجْهٍ آخَرَ، وهو أنّ حِفْظَ النِّسْبَةِ لَيْسَ بضَرُورِيٍّ في العَكْسِ، فعَكْسُهُ «بَعْضُ الشّابِّ يَكُونُ شَيْخًا»، و هو صادِقٌ لا مَحالَةَ. والمُوجَبَةُ الجُزْئِيَّةُ تَنْعَكِسُ إلى مُوجَبَةٍ جُزْئِيَّةٍ، كقَوْلِنا: «بَعْضُ الحَيَوانِ إنْسانٌ» يَنْعَكِسُ إلى قَوْلِنا: «بَعْضُ الإنْسانِ حَيَوانٌ». وقد يُورَدُ على انْعِكاسِ المُوجَبَةِ الجُزْئِيَّةِ كنَفْسِها إيرادٌ، وهو أنّ «بَعْضَ الوَتِدِ في الحائِطِ» صادِقٌ، وعَكْسَهُ أعْنِي «بَعْضَ الحائِطِ في الوَتِدِ» غَيْرُ صادِقٍ. والجَوابُ أنّا لا نُسَلِّمُ أنّ عَكْسَ هذه القَضِيَّةِ ما قُلْتَ مِن «بَعْضِ الحائِطِ في الوَتِدِ»، بل عَكْسُهُ «بَعْضُ ما في الحائِطِ وَتِدٌ»، ولا مِرْيَةَ في صِدْقِهِ. وباقِي مَباحِثِ العُكُوسِ مِن عَكْسِ المُوَجَّهاتِ والشَّرْطِيّاتِ فمَذْكُورٌ في المُطَوَّلاتِ.

—buna aks-i müstakîm de denir— doğruluk ve keyfiyet olduğu gibi kalmak üzere, birinci parçasını ikinci, ikinci parçasını da birinci yapmaktır. kendisi gibi döner; “Hiçbir insan taş değildir” demen gibi; bu, “Hiçbir taş insan değildir” demene döner. [Bu,] hulf delili (delîl-i hulf) iledir. Açıklaması şudur: “Hiçbir insan taş değildir” sözümüz doğru iken “Hiçbir taş insan değildir” doğru olmasaydı, onun , yani “Bazı taş insandır” sözümüz doğru olurdu. Bunu asla ekler ve deriz ki: “Bazı taş insandır ve hiçbir insan taş değildir”; bu, “Bazı taş taş değildir” verir. O zaman bir şeyin kendi kendinden olumsuzlanması gerekir; bu ise muhaldir. sâlibenin zorunlu olarak (lüzûmen) aksi olmaz; çünkü önermede , önermede de daha genel olması caizdir. Meselâ “Bazı hayvan insan değildir” doğrudur, fakat “Bazı insan hayvan değildir” doğru değildir. Küllî cüzî mûcibeye döner: “Her insan hayvandır” sözümüz, “Bazı hayvan insandır” sözümüze döner. Küllî mûcibeye dönmez; çünkü ve , örneğimizde olduğu gibi, daha genel olması caizdir; dolayısıyla “Her hayvan insandır” doğru olmaz. Burada bir şüphe vardır; açıklaması şudur: “Her yaşlı genç idi” sözümüz doğru bir küllî mûcibedir; hâlbuki aksi olan “Bazı genç yaşlı idi” doğru değildir. Buna şöyle cevap verilmiştir: onun aksi senin söylediğin değildir; aksine aksi “Genç olmuş olanların bazısı yaşlıdır” sözüdür. Bazen başka bir yolla da cevap verilir: aksta nisbeti [olduğu gibi] korumak zorunlu değildir; dolayısıyla aksi “Bazı genç yaşlı olacaktır” sözüdür; bu da şüphesiz doğrudur. Cüzî mûcibe cüzî mûcibeye döner; “Bazı hayvan insandır” sözümüz gibi; bu, “Bazı insan hayvandır” sözümüze döner. Cüzî mûcibenin kendisi gibi dönmesine bazen bir itiraz getirilir: “Bazı kazık duvardadır” doğrudur, fakat aksi, yani “Bazı duvar kazıktadır” doğru değildir. Cevap şudur: bu önermenin aksinin senin söylediğin “Bazı duvar kazıktadır” olduğunu kabul etmiyoruz; aksine aksi “Duvarda olanın bazısı kazıktır” sözüdür ve bunun doğruluğunda şüphe yoktur. Akslerin geri kalan konuları, yani muvecchehelerin ve şartlı önermelerin aksi, mutavvel eserlerde zikredilmiştir.

al-Mirqāt · s. 34

فصل

عَكْسُ النَّقِيضِ هو جَعْلُ نَقِيضِ الجُزْءِ الأوَّلِ مِنَ القَضِيَّةِ ثانِيًا، ونَقِيضِ الجُزْءِ الثّانِي أوَّلًا، مَعَ بَقاءِ الصِّدْقِ والكَيْفِ؛ هذا أُسْلُوبُ المُتَقَدِّمِينَ. فتَنْعَكِسُ المُوجَبَةُ الكُلِّيَّةُ بهذا العَكْسِ كنَفْسِها، كقَوْلِنا: «كُلُّ إنْسانٍ حَيَوانٌ» يَنْعَكِسُ إلى قَوْلِنا: «كُلُّ لا حَيَوانٍ لا إنْسانٌ». والمُوجَبَةُ الجُزْئِيَّةُ لا تَنْعَكِسُ بهذا العَكْسِ؛ لأنّ قَوْلَنا: «بَعْضُ الحَيَوانِ لا إنْسانٌ» صادِقٌ، وعَكْسَهُ أعْنِي «بَعْضُ الإنْسانِ لا حَيَوانٌ» كاذِبٌ. والسّالِبَةُ الكُلِّيَّةُ تَنْعَكِسُ إلى سالِبَةٍ جُزْئِيَّةٍ؛ تَقُولُ: «لا شَيْءَ مِنَ الإنْسانِ بفَرَسٍ»، وتَقُولُ في عَكْسِهِ بهذا العَكْسِ: «بَعْضُ اللّافَرَسِ لَيْسَ بلا إنْسانٍ» إلى جُزْئِيَّةٍ، ولا تَقُولُ: «لا شَيْءَ مِنَ اللّافَرَسِ بلا إنْسانٍ» لصِدْقِ نَقِيضِهِ، أعْنِي «بَعْضُ اللّافَرَسِ لا إنْسانٌ» كالجِدارِ. والسّالِبَةُ الجُزْئِيَّةُ تَنْعَكِسُ إلى سالِبَةٍ جُزْئِيَّةٍ، كقَوْلِكَ: «بَعْضُ الحَيَوانِ لَيْسَ بإنْسانٍ» تَنْعَكِسُ إلى قَوْلِكَ: «بَعْضُ اللّاإنْسانِ لَيْسَ بلا حَيَوانٍ» كالفَرَسِ. وعُكُوسُ المُوَجَّهاتِ مَذْكُورَةٌ في الكُتُبِ الطِّوالِ. وهٰهُنا قد تَمَّ مَباحِثُ القَضايا وأحْكامِها.

, doğruluk ve keyfiyet olduğu gibi kalmak üzere, birinci parçasının ikinci, ikinci parçasının nakîzini de birinci yapmaktır; bu, mütekaddimînin (önceki mantıkçıların) yoludur. Bu aksle kendisi gibi döner; “Her insan hayvandır” sözümüz gibi; bu, “Hayvan-olmayan her şey insan-olmayandır” sözümüze döner. mûcibe bu aksle dönmez; çünkü “Bazı hayvan insan-olmayandır” sözümüz doğrudur, olan “Bazı insan hayvan-olmayandır” ise yanlıştır. Küllî cüzî sâlibeye döner: “Hiçbir insan at değildir” dersin, bu aksle aksinde ise cüzîye [çevirerek] “Bazı at-olmayan insan-olmayan değildir” dersin; “Hiçbir at-olmayan insan-olmayan değildir” demezsin; çünkü onun nakîzi, yani “Bazı at-olmayan insan-olmayandır”, duvar gibi, doğrudur. Cüzî sâlibe cüzî sâlibeye döner; “Bazı hayvan insan değildir” demen gibi; bu, “Bazı insan-olmayan hayvan-olmayan değildir” demene döner, at gibi. Muvecchehelerin aksleri uzun kitaplarda zikredilmiştir. Burada önermelerin ve hükümlerinin konuları tamamlanmış oldu.

al-Mirqāt · s. 36

Kendini sına

Şerhin açıkladıkları üzerine 3 soru. 10 üzerinden 6 veya daha fazlasıyla (iki yıldız) sonraki ders açılır.

  1. Soru 1

    el-Mirkât, “Hiçbir insan taş değildir” önermesinin “Hiçbir taş insan değildir” diye döndüğünü nasıl gösterir?

  2. Soru 2

    “Her ihtiyar bir zamanlar gençti” doğrudur, fakat “Bazı genç bir zamanlar ihtiyardı” doğru değildir. el-Mirkât küllî mûcibenin aksine dair bu şüpheye nasıl cevap verir?

  3. Soru 3

    Öncekilerin usulü olan aks-i nakîzde “Her insan hayvandır” önermesi neye dönüşür?

Sıradaki ders: Kıyas ve birinci şekil

Devam et →